Anna Karenina

“Bütün mutluluklar birbirine benzer fakat mutsuzluğun kendine has bir hikayesi vardır.”

“Saygıyı, sevginin olması gereken yerdeki boşluğu saklamak için uydurmuşlar”

Karakterler ruhsal olarak çok iyi irdelenmiş. özellikle levin karakterinin kendi içinde çıkmazlara düştüğünü bol bol varoluşsal inanç sorgulamaları yapması çiftcilik işçilik hakkında düşünceleri. sosyeteden ve burjuva sınıfından kendini ayırması toplumu eleştirmesi.. oldukça etkileyiciydi.

Aşk Ve Gurur

Elizabeth: Şiirin, aşkı yok edecek gücü olduğunu ilk kim keşfetti acaba?

Mr.Darcy: Şiir aşkın gıdasıdır sanırdım.

Elizabeth: “Güçlü dayanıklı bir aşkın belki… ama sadece yüzeysel bir ilgiyse, kötü bir sonun tabutuna çiviyi çakacağına eminim.”

Aşk ve Gurur, Jane Austen’ın yirmi bir yaşlarındayken yazdığı ikinci romanı, mutlaka okunması gereken akıcı bir dille yazılmış en güzel klasiklerden biridir. Türkiye’de büyük çoğunlukla Aşk ve Gurur adıyla bilinse de, orijinal adı olan ‘Pride and Prejudice’nin karşılığı Gurur ve Önyargı’dır.

Kitabın yazarı olan Jane Austen’ın çok çalkantılı bir aşk yaşamı olmuştur. Mutsuz biten bir aşka sahip olan Jane Austen’ın kendi mutsuz sonuna inat her kitabını mutlu sonla bitirdiği söylenir. Aynı zamanda Aşk ve Gurur’da kendi aşkından izler olduğu öngörülmektedir.

İncir Kuşları

Savaş – Aşk ve Keder ile Harmanlanmış okunası bir roman ! Roman başlarda karakterimizin müziğe olan aşkını ve çabasını ele alırken daha sonralarında 1992-1995 yılları arasında yaşanmış olan Boşnak Soykırımına kadar gidiyor. Ana konuda romanda bu zaten.( Spoiler vermeyim,nasıl geçişler yapıldığını okuduğunuzda anlarsınız 🙂 Bir solukta okuyabileceğiniz, akıcı bir dille yazılmış olan ve bunlara ek olarak içerisinde tarihe de el atan güzel bir yapıt.

“Artık çoğu zaman ölülerimizi bile saymıyorduk. Boşnak halkı olarak savaşta ölenlerimizin arkasından ağlamıyorduk. Savaş buydu demek ki! Anormal olan şeyleri nasıl da normalmiş gibi görmeye başlamıştık.”

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri


Gary Small ve Gigi Vorgan tarafından yazılmış eğlenceli bir kitap. Toplam 15 vaka anlatılıyor, bir çoğu oldukça “eğlenceli”. Yazarın amacı o anlatırken bir yandan sizin de olayı çözmeye çalışmanız. Bazen beklemediğiniz sürpriz sonlar çıkabiliyor.


“Zihnin bedeni nasıl hastalandırabildiğine inanamıyor insan”


“Yani kasıtlı yaptığımı mı söylüyorsunuz?”dedi.
“Hayır, ama bazen kaza olduğunu düşündüğümüz şeyler yaparız, oysa onlar bir amaca hizmet eder.”


Ateş Ve Güneş

“Artık ne veriyorsak Anadolu’nun canından veriyoruz.”

Cumhuriyet döneminin en önemli gazeteci yazarlarından olan Falih Rıfkı Atay, Birinci Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın özel katibi olarak Suriye Filistin Cephesi’nde görev yapmıştır. Sina Çölü’nde yaşananlar öyle bir şekilde anlatılmış ki buna yürek dayanmaz. Aç susuz çöl ortamı, üstü başı olmayan askerler, bütün olumsuzluklara rağmen verilen mücadele ve dost bildiklerimizin bizi arkamızdan vurması…

Anadolu insanının savaş yıllarındaki bütün imkansızlıklarına rağmen, göstermiş olduğu kahramanlık mücadelesinin belgesel tadında anlatıldığını ve mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

KİTAP HIRSIZI

Kitabın olay örgüsü savaşa dayalı olsa da, günlük hayatın zorluklarını da ele almış. Üst kademe de olan siyasilerin önce halktan başlayıp en son kendilerine kadar dönen kararları bu kitapta savaşın ne kadar zor bir süreç olduğunu tekrar hatırlatmış.


‘’ İnsan mutluluğunu çalabilir miydi? Yoksa bu da aşağılık bir içsel insan hilesi miydi?’’ diyen küçük Liesel’in yolculuğuna siz de hüzünle, acıyla nefret ve ara ara umutla eşlik edin derim.

JANE EYRE

Bir İngiliz edebiyatı klasiği, Jane Eyre.

Kitap hakkında kısa bir bilgi vermek istersek eğer; eser oldukça yıpratıcı bir çocukluk ve gençlik devresi geçiren Jane Eyre’nin mutlu bir sona ulaşması üzerine0 inşa edilmiştir. Jane Eyre, Charlotte Bronte tarafından 1847’de yazılmış, kadın yazarların ciddiye alınmadığı bir dönemde yazıldığı için eser ”Currer Bell” adıyla yayımlanmıştır.